İTİRAZ HAKEM HEYETİNİN DAVANIN BELİRSİZ ALACAK DAVASI OLDUĞUNU GÖZ ARDI EDEREK, AYNI DAVADA ANCAK BİR KEZ TALEBİN ARTIRALABİLECEĞİ YÖNÜNDEKİ YANILGILI DEĞERLENDİRMESİYLE DOSYAYA SUNULAN ISLAH DİLEKÇESİNİ DİKKATE ALMADAN KARAR VERMESİ DOĞRU DEĞİLDİR

YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ  Esas No: 2022.E.5075 Karar No: 2023.E.10740


"6100 sayılı Kanun'un belirsiz alacak davasını düzenleyen 107 nci  maddesinde “(1)  Davanın  açıldığı  tarihte  alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. (2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir.” hükmüne yer verilmiştir. Bu hükme göre belirsiz alacak davasının alacak miktarının veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenemediği ya da imkânsız olduğu hallerde olanaklı olduğu anlaşılmaktadır.

Belirsiz alacak davasında davacı, alacağının tam ve kesin olarak belirlenmesinden sonra 6100 sayılı Kanun'un 107 nci maddesine dayalı olarak bir kez alacağını artırabilir. Ayrıca davasını anılan Kanun'un 176 ncı ve devamı maddelerine göre bir kez de ıslah edebilir. Islah, taraf usul işlemlerinin kısmen veya tamamen düzeltilmesidir.

Somut olayda dava, 6100 sayılı Kanun'un 107 nci maddesine dayanılarak belirsiz alacak davası olarak açılmıştır. Davacı dosya kapsamında ilgili tarihli kök aktüer raporu alındıktan sonra hesaplanan miktara göre bedel artırım dilekçesi ile talebini 96.158,87 TL'ye artırmış,  ilgili tarihli ek aktüer raporunda hesaplanan miktar daha fazla çıkınca sonraki tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 143.015,23 TL'ye yükseltmiştir. 

İtiraz Hakem Heyetince davanın belirsiz alacak davası olduğu göz ardı edilerek, aynı davada ancak bir kez ıslah yoluna başvurulabileceği yönündeki yanılgılı değerlendirmeyle davacının sonraki tarihli  ıslah dilekçesi dikkate alınmadan karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir. "