Güncel Makalelerimiz

Zamanaşımı... 21-02-25

İş Kazalarında Manevi Tazminatın Maddi Tazminattan Bağımsız Değerlendirilmesi

Bir kişi maruz kaldığı hukuka aykırı bir eylem sebebiyle uğramış olduğu zararın telafisini hukuki yollarla talep edebilir. Bu talebe tazminat adı verilir. Tazminat kurumu, kendi içerisinde maddi ve manevi tazminat olarak ayrılmaktadır. Geçirmiş olduğu iş kazası sebebiyle işçinin yaşadığı meslekte kazanma güç kaybı ve istirahat edip çalışmadığı döneme ilişkin işverenden talep ettiği tazminat, maddi tazminattır. İşçinin geçirmiş olduğu kaza sebebiyle yaşadığı elem ve kedere ilişkin talep ettiği tazminat türü de manevi tazminattır. Maddi ve manevi tazminat istemleri aynı hukuka aykırı eylem sebebiyle talep edilmesine rağmen birbirinden ayrı olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda maddi tazminat ve manevi tazminatın ayrı başlıklar halinde kaleme alınmasından da maddi ve manevi tazminat istemlerinin birbirinden bağımsız değerlendirilmesi gerektiği açıkça anlaşılmaktadır. O halde yapılan yargılama sonucunda maddi tazminat istemi reddedilse dahi hakim, manevi tazminat istemini Türk Borçlar Kanunu’nun 56.maddesi çerçevesinde inceleyerek bir hüküm kurmalıdır. 

Özellikle iş kazalarına ilişkin davalarda işçinin yaşamış olduğu kaza sebebiyle meslekte kazanma güç kaybının %0 olarak tespit edildiği hallerde manevi tazminata da hükmedilmemesi durumu karşımıza çıkmaktadır. Oysaki işçi, emeğini ortaya koyarak işverenin talimatlarını yerine getirirken geçirdiği kaza sebebiyle geçim kaygısı yaşamaktadır ve bu sebeple de önemli ölçüde manevi zarara da uğramaktadır. Bu konuda Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin 2013/157 E. ve 2013/8924 Karar sayılı 02.05.2013 tarihli kararında “ Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Somut olayda davacının iş kazası sonrasında meslekte kazanma güç kaybına uğramadığı tespit edildiğinden iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik nedeniyle maddi zarar söz konusu değilse de iş kazası nedeniyle istirahatli olduğu giderek çalışamadığı dönemde yoksun kaldığı geliri nedeniyle bir maddi zararı olduğu ortadadır. Maluliyet oranı %0 olsa dahi, davacının iş kazası neticesi oluşan rahatsızlık nedeniyle bir ay süre ile raporlu kaldığı, vücut bütünlüğünün zarara uğramış olduğu, sağlam insana göre maluliyet oranı olmasa dahi üzüntü ve elem duyacağı, ruh bütünlüğünün ihlalinin de cismani zarar kavramına dahil bulunduğu, manevi tazminatın düzenlendiği BK’nun 47 ve TBK’nun 56. maddesinde belirtilen bedensel bütünlüğün zedelenmesi koşulunun somut olayda oluştuğu kuşkusuzdur. Hal böyle olunca da maluliyetin olmadığı, bacağında basit bir kesi olduğu, geçici ya da sürekli iş göremezlik ödeneği ödenmediği, yaralanmasının basit bir tıbbi müdahale ile giderilmesinin mümkün bulunduğundan bahisle mahkemece manevi tazminata hükmedilmemesi yersizdir. …. Somut olayda davacının iş kazası sonrasında meslekte kazanma güç kaybına uğramadığı tespit edildiğinden iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik nedeniyle maddi zarar söz konusu değilse de iş kazası nedeniyle istirahatli olduğu giderek çalışamadığı dönemde yoksun kaldığı geliri nedeniyle bir maddi zararı olduğu ortadadır. Manevi tazminata gelince: Beden tamlığı bozulan işçinin duymuş olduğu acı ve üzüntünün giderilmesi için (manevi tazminat) isteminde bulunabileceği de ortadadır. Bu yönden davanın yasal dayanağı belirgin olarak yürürlükten kalkan Borçlar Kanununun 4, yürürlükte bulunan Türk Borçlar Kanunun 57. maddeleri ile 26.6.1966 gün ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme kararıdır. Anılan maddelere ve İçtihadı Birleştirme kararına göre, manevi tazminata hükmedilmesi için 1-Eylem, 2-Zarar 3-Zarar ile eylem arasında illiyet bağı 4-Eylemin Hukuka aykırı olması 5- İşçinin cismani zarara uğraması koşuldur. Somut olayda, maluliyet oranı %0 olsa dahi, davacının iş kazası neticesi oluşan rahatsızlık nedeniyle bir ay süre ile raporlu kaldığı, vücut bütünlüğünün zarara uğramış olduğu, sağlam insana göre maluliyet oranı olmasa dahi üzüntü ve elem duyacağı, ruh bütünlüğünün ihlalinin de cismani zarar kavramına dahil bulunduğu, manevi tazminatın düzenlendiği BK’nun 47 ve TBK’nun 56. maddesinde belirtilen bedensel bütünlüğün zedelenmesi koşulunun somut olayda oluştuğu kuşkusuzdur. Hal böyle olunca da maluliyetin olmadığı, bacağında basit bir kesi olduğu, geçici ya da sürekli iş göremezlik ödeneği ödenmediği, yaralanmasının basit bir tıbbi müdahale ile giderilmesinin mümkün bulunduğundan bahisle mahkemece manevi tazminata hükmedilmemesi yersizdir.” Şeklindeki isabetli tespiti ile işçinin geçirmiş olduğu iş kazası sebebiyle uğradığı manevi zararının ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Yine bu konuda Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin 2018/920 E.  Ve 2019/886 k. 12.02.2019 Tarihli kararıyla “ Dava, zararlandırıcı sigorta olayı sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir. Somut olayda, % 0 oranında sürekli iş göremezliğe uğrayan davacının (iş kazasının meydana gelişinde davacı sigortalının % 20, davalı işverenlerin % 80 oranında kusurlu oldukları ) sürekli iş göremez duruma gelmese dahi, üzüntü ve elem duyacağı, ruh bütünlüğünün ihlali, sinir bozukluğunun da bedensel zarar kavramına dahil bulunduğu gözetilerek, tedavi gördüğü süre dikkate alınarak uygun bir miktar manevi tazminata karar verilmesi gerekirken, mahkemece manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.”  Manevi tazminata hükmedilmemesi yönündeki kararın hatalı olduğu durumu ikrar edilmiştir. Tüm bu bilgiler ışığında kısaca özetlemek gerekirse; manevi tazminat ilişkin istemlerin Türk Borçlar Kanunu’nun 56.maddesi gereğince değerlendirilmesi gerektiği hususu gerek kanun maddeleri gerekse de Yargıtay içtihatlarında görüldüğü üzere açıktır. 


                                                                                                                  Av. Seher ÖZMEN