Güncel Makalelerimiz

Zamanaşımı... 21-02-25

Suça Sürüklenen Çocuk

Türk hukuk sisteminde 18 yaşını doldurmamış her kimse çocuk olarak kabul edilmektedir. Kişi daha erken yaşta ergin olsa dahi Çocuk Koruma Kanunu kapsamınca 18 yaşını doldurmadığı sürece çocuk sayılmaktadır. Hukumuzda çocuğun korunması esastır. Bu doğrultuda çocuğun üstün yararı ilkesi benimsenmiştir. Çocuğun üstün yararı ilkesi Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 3.maddesi ile güvence altına alınmış taraf devletlerin çocuğun üstün yararını koruması gerektiğine dair bir düzenleme getirmiştir. Çocuğun üstün yararı ilkesi, çocuğu ruhsal, psikolojik, bedensel ve fiziksel olarak her anlamda korumak anlamına gelmektedir.
Çocuğun üstün yararı ilkesi Türk Ceza Hukuku’nda da yansımaları görülen bir ilkedir. Buna en büyük örnek ilgili suçu işlediği şüphesi bulunan çocuk hakkında “suçlu” kavramının değil “suça sürüklenen çocuk” kavramının kullanılmasıdır. Buradaki asıl amaç çocuğun gelecek hayatında suçlu yaftası ile yaftalanmaması, asıl amacın çocuğun cezalandırılması değil iyileştirilmesi olmasıdır. Çocuğu topluma geri kazandırmak maksadıyla hareket edilmektedir.
Çocukların cezai sorumluluğu Türk Ceza Kanunu madde 31 çerçevesinde düzenlenmiştir. Çocukların yaşı üç başlık altında incelenmelidir. İlgili maddeye göre fiili işlediği sırada 12 yaşını doldurmamış çocuğun cezai sorumluluğu yoktur. Dolayısıyla çocuk hakkında ceza kovuşturması yapılamayacak olup ancak çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanabilecektir. Çocuk, 12 yaşını doldurmuş olup da 15 yaşını doldurmamışsa ve fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayacak durumdaysa aynı şekilde cezai sorumluluğu olmayacaktır ve ancak çocuklara özgü güvenlik tedbirleri ile cezalandırılabilecektir. 12 yaşını doldurmuş olup da 15 yaşını doldurmamış ancak fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayabilecek çocuklar ve 15 yaşını doldurmuş olup da 18 yaşını doldurmamış çocukların cezai sorumluluğu bulunmaktadır.
Çocuğa uygulanacak güvenlik tedbirlerinde hakimin takdir yetkisi mevcuttur. Hakim somut olayın şartlarını değerlendirecek ve çocuğun üstün yararını benimseyerek koruma mekanizması gibi hareket edecektir. 12 yaşını doldurmuş olup da 15 yaşını doldurmamış çocuklarda ise çocuğun işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayacağına ilişkin değerlendirme yapılırken çocuk ve yaşadığı çevre tüm kapsamıyla ele alınmalı bu doğrultuda bir değerlendirme yapılmalıdır. Çocuğun aile yaşantısı, gördüğü eğitim, yaşadığı çevre, psikolojik ve bedensel gelişimi her anlamda tek tek irdelenmelidir. 
12 yaşını doldurmuş olup da 15 yaşını doldurmamış çocuklarda çocuğun işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılamasına yönelik Yargıtay 13. Ceza Dairesi  2016/8944 E., 2017/14342 K. Sayılı kararında “5395 sayılı Kanun’un 11. maddesi ve Çocuk Koruma Kanununa Göre Verilen Koruyucu ve Destekleyici Tedbir Kararlarının Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 8. maddesi uyarınca, fiili işlediği sırada oniki yaşını bitirmiş onbeş yaşını doldurmamış bulunan çocukların işledikleri fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamamaları veya davranışlarını yönlendirme yeteneklerinin yeterince gelişmemiş olması hâlinde mahkemece suça sürüklenen ve ceza sorumluluğu olmayan çocuklarla korunma ihtiyacı olan çocuklar hakkında çocuklara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunacağı gözetilmeden, ceza sorumluluğu olan ve hakkında mahkumiyet hükmü kurulan suça sürüklenen çocuk hakkında 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 5. maddesi uyarınca danışmanlık ve eğitim tedbirine hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş,” şeklinde karar vermiştir. Görülmektedir ki fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği bulunmayan suça sürüklenen çocuk hakkında mahkumiyet kararı verilmesi yerinde değildir.
Dikkat çeken bir diğer husus Yargıtay 13. Ceza Dairesi  2016/8944 E., 2017/14342 K. Sayılı kararında “Çocuk Haklarına Dair Sözleşme'nin 40/3-4.maddesi, Birleşmiş Milletler Çocuk Ceza Adaleti Sisteminin Uygulanması Hakkında Asgarî Standart Kuralları'nın 16.maddesi, 5395 Sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 35. maddesi, Çocuk Koruma Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usûl Ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 17. maddesindeki hükümler birlikte değerlendirildiğinde, sosyal hizmet uzmanının düzenleyeceği sosyal inceleme raporu giderinin zorunlu kamu masrafı niteliğinde olması sebebiyle yargılama gideri olarak suça sürüklenen çocuğa yükletilemeyeceğinin gözetilmemesi,” şeklinde karar vererek sosyal inceleme raporu aldırılması ücretinin kamu masrafı sayılarak masrafın suça sürüklenen çocuğa yükletilemeyeceği yönünde karar verilmesidir.
Hakim kusura ilişkin değerlendirme yaparken 5395 sayılı Çocuk Koruma Yasası madde 35’in 1.fıkrası gereğince sosyal rapor aldırmalı ve bu raporu değerlendirerek bir karar vermelidir. Yargıtay kararları da bu yöndedir. Örnek vermek gerekirse Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2013/3161 E.  ,  2013/16552 K. “Suç tarihinde 15-18 yaş grubunda bulunan suça sürüklenen çocuk hakkında 5395 sayılı Çocuk Koruma Yasası'nın 35/1. maddesi uyarınca sosyal inceleme yaptırılıp raporunun aldırılmadan ve aynı Yasa'nın 3. fıkrası gereğince sosyal inceleme raporu aldırılmama nedeninin gerekçeli kararda tartışılmadan yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması,” şeklinde karar verilmiş olup hakimin sosyal inceleme raporu aldırmadan karar vermesi bozma sebebi kabul edilmiştir.
Sonuç olarak bizim de katıldığımız görüşe göre suça sürüklenen çocukların ceza yargılamasında esas olan çocuğun tekrar topluma kazandırılması ve iyileştirilmesi olmalıdır. Mahkumiyet son çare görülmelidir. İyi bireyler olarak yetiştirilen her çocuk topluma faydalı olacaktır. Türk hukuk mercileri de bu doğrultuda çalışmalarını sürdürmelidir.
                                                                                                      Av. Müzeyyen Küçükdoğan